KEÇİÖREN ADININ ANLAMI
Her ne kadar bu konuda çeşitli rivayetler bulunsada Keçiören ismine ilk olarak Ankara Mufassal Tahrir Defteri H. (867/M)’rinde rastlanılmaktadır.1463 tarihli kayıtlarda Karye-i Kiçiviran Tabi-i Kasaba olarak geçmektedir. Bu kayıtlar rivayetlerden öte belgeli kayıtlardır ve eski Türkçe’de “Kiçi”, “Küçük” demektir.
Kiçiviran da küçük viran yer anlamındadır. Zamanla da Kiçiviran Keçiören’e dönüşmüştür.
Keçiören’in ilk resmi yazılı kaydını Fatih Sultan Mehmet Han yaptırmıştır.
NAHİYE OLUŞU
Tarihi 1200-1300 yıllarına dayanan Keçiören, Kalaba (Galebe), Etlik ve Ovacık Köylerinin arazilerinin gelişmesinden sonra 1936 yılında Bucak (Nahiye) oldu. İlk Nahiye Müdürlüğü görevini Osman Bedrettin Yolga ifa etti. Sonrasında Mehmet Derviş Çiyiltepe, Ahmet Feridun Demir , Nafi Muharremgil, Osman Macit Atay , Suphi Güney ve Hakkı Tataroğlu Nahiye Müdürlüğü yaptı.
1984 YILINDA İLÇE OLDU
Keçiören 1966 yılında Altındağ ilçesine bağlandı, 1984 yılında ilçe oldu. Keçiören’in ilçe belediye sınırları içinde 43 mahallesi olup ayrıca Keçiören ilçesi sınırları içinde kalan Alacaören, Kılıçlar, Gümüşoluk, Kösrelik, Kurusan, Saray, Sarıbeyler köyleri ile Bağlum ve Pursaklar beldeleri de ilçeye bağlandı.
Eski Keçiören
Keçiören 'in adı Ankara 'nın ünlü keçilerinin otlaklarının olduğu yer olarak tanımlanır. Keçiören gecekondularının ilk görünmeye başladığı 1955'li yıllardan önce son derece temiz havası ve ünlü bağlarıyla adeta bir sayfiye (dinlenme) yeri gibiydi. Orta halli ve zengin Ankaralılar temiz havasından dolayı Keçiören'e gelirlerdi. Evler bahçe içindeydi ve bahçelerde her çeşit meyve ağaçları, kümesler, havuzlar ve kuyular bulunurdu. Insanlar meyvelerini ve sebzelerini yetiştirir, suyunu kuyulardan temin eder, fırınlarda birkaç aile birleşip 10 günlük ekmeğini yapardı.
Keçiören 'in özellikle bağları, üzümü ve nefis armudu ünlüydü. Ankara'nın ticaretini elinde bulunduran gayri müslimler de Keçiören'de otururlardı. Ticaretle uğraştıkları için zengindiler ve evleri, bahçeleri temiz ve bakımlıydı. Çok güzel mahalleleri olan gayri müslümler daha sonraları Keçiören'den teker teker ayrılmışlar ve evleri de satılmıştı. Hacı kadın deresi temiz ve berraktı. Bu dere Dutluk, Duvardibi, Kuyubaşı, Ahmet Çavuş ve Mecidiye'nin arka tarafından akardı ve 1955 yıllarına kadar da temizdi. Halk, şimdi Dutluk durağına adını vermiş olan ve büyük dut ağaçlarının bulunduğu yere piknik yapmaya giderdi. Ankara'da bulunan yabancı elçilik mensupları da burada yürüyüş yaparlardı. Çubuk Çayı'nda halı ve kilim yıkanır, akıntının çok olmadığı yerlerde yüzülürdü. Milli Mücadele ve Cumhuriyetin ilk yıllarında pek çok ünlü isim Keçiören'de oturmuştur. Keçiören 'den atla Ulus'a giderler ve atlarını Taşhan'a bağlarlardı. Keçiören eskiden beri bir otel-kent görümündedir.
Keçiören'de oturan bazı ünlüler;
Kazım Özalp, Fevzi Çakmak, Yusuf Akçura, Celal Bayar, Reşit Galip, Ziya Gökalp, Hamdi Aksekili, Hasan Saka, Aka Gündüz, Vehbi Koç, Recep Peker, Cevat Abbas, Hamdullah Suphi Tanrıöver' dir. Keçiören'de hızlı nüfus artışı ve göçlerden nasibini aldı ve Ankara'nm sayfiye görünümü yeri görünümündeyken 1956-1957 yılarından itibaren gecekondular ve apartmanlar yapılmaya başladı 0 zamandan sonra eski havası yavaş yavaş bozulmaya başladı. İlk gecekondular Sanatoryum, Taşocağı ve mezarlık civarında başladı. İlk apartman 1949 yılında yapıldı. Plansız yapılan gecekonduların oluşturduğu semtlerde daha sonra şehir planı uygulandı ve Aktepe gibi gecekondu önleme bölgeleri kuruldu. 1984 tarihinde çıkarılan bir kanunla da gecekondulara tapuları verildi, belediye hizmetleri götürüldü ve ilçe düzenli hale geldi. Keçiören şimdi imar planlarının hemen hemen tamamlandığı, geniş ve planlı yolları düzenli yerleşimi, elektrik, su, kanalizasyon şebekeler ve rahat ulaşımıyla örnek bir ilçedir.
Genel bilgiler
KEÇİÖREN’İN SINIRLARI
30 Kasım 1983 tarihli ve 2983 sayılı kanunla ayrı bir ilçe haline getirilen Keçiören’in sınırları İçişleri Bakanlığı’nın 13/81 sayılı kararıyla tesbit edildi.
YÜZÖLÇÜMÜ
58,66 Km2 büyüklüğe sahip olan Keçiören ilçesi, doğu ve güneydoğudan Altındağ, güney ve batıdan Yenimahalle, kuzeybatıdan Kazan, kuzeyden de Çubuk ilçeleriyle çevrili olup, ilçenin doğusunda Hüseyin Gazi Dağı ve 1985 m yüksekliğindeki İdris Dağı, kuzeyinde Karyağdı Dağı ile Ufuktepe ve batısında Yükseltepe bulunur.Çubuk Çayı Keçiören ilçesini kuzey-güney yönünde ikiye bölerken, Hatip ve Ankara Çayları ise güneyden geçer.
KEÇİÖREN’İN SINIRLARI
30 Kasım 1983 tarihli ve 2983 sayılı kanunla ayrı bir ilçe haline getirilen Keçiören’in sınırları İçişleri Bakanlığı’nın 13/81 sayılı kararıyla tesbit edildi.
YÜZÖLÇÜMÜ
58,66 Km2 büyüklüğe sahip olan Keçiören ilçesi, doğu ve güneydoğudan Altındağ, güney ve batıdan Yenimahalle, kuzeybatıdan Kazan, kuzeyden de Çubuk ilçeleriyle çevrili olup, ilçenin doğusunda Hüseyin Gazi Dağı ve 1985 m yüksekliğindeki İdris Dağı, kuzeyinde Karyağdı Dağı ile Ufuktepe ve batısında Yükseltepe bulunur.Çubuk Çayı Keçiören ilçesini kuzey-güney yönünde ikiye bölerken, Hatip ve Ankara Çayları ise güneyden geçer.
2000 yılı nüfus sayımına göre, Keçiören’de toplam 625.167 kişi ikamet etmektedir.
yıllara göre nufus dağılımı ise şöyledir;
2000 yılı : 625.167
1997 yılı : 588.117
1990 yılı : 533.891
1985 yılı : 433.559 kişidir.
KEÇİÖREN ADININ ANLAMI
Her ne kadar bu konuda çeşitli rivayetler bulunsada Keçiören ismine ilk olarak Ankara Mufassal Tahrir Defteri H. (867/M)’rinde rastlanılmaktadır.1463 tarihli kayıtlarda Karye-i Kiçiviran Tabi-i Kasaba olarak geçmektedir. Bu kayıtlar rivayetlerden öte belgeli kayıtlardır ve eski Türkçe’de “Kiçi”, “Küçük” demektir.
Kiçiviran da küçük viran yer anlamındadır. Zamanla da Kiçiviran Keçiören’e dönüşmüştür.
Keçiören’in ilk resmi yazılı kaydını Fatih Sultan Mehmet Han yaptırmıştır.
NAHİYE OLUŞU
Tarihi 1200-1300 yıllarına dayanan Keçiören, Kalaba (Galebe), Etlik ve Ovacık Köylerinin arazilerinin gelişmesinden sonra 1936 yılında Bucak (Nahiye) oldu. İlk Nahiye Müdürlüğü görevini Osman Bedrettin Yolga ifa etti. Sonrasında Mehmet Derviş Çiyiltepe, Ahmet Feridun Demir , Nafi Muharremgil, Osman Macit Atay , Suphi Günay ve Hakkı Tataroğlu Nahiye Müdürlüğü yaptı.
1984 YILINDA İLÇE OLDU
Keçiören 1966 yılında Altındağ ilçesine bağlandı, 1984 yılında ilçe oldu. Keçiören’in ilçe belediye sınırları içinde 43 mahallesi olup ayrıca Keçiören ilçesi sınırları içinde kalan Alacaören, Kılıçlar, Gümüşoluk, Kösrelik, Kurusan, Saray, Sarıbeyler köyleri ile Bağlum ve Pursaklar beldeleri de ilçeye bağlandı
Eski Keçiören
Keçiören 'in adı Ankara 'nın ünlü keçilerinin otlaklarının olduğu yer olarak tanımlanır. Keçiören gecekondularının ilk görünmeye başladığı 1955'li yıllardan önce son derece temiz havası ve ünlü bağlarıyla adeta bir sayfiye (dinlenme) yeri gibiydi. Orta halli ve zengin Ankaralılar temiz havasından dolayı Keçiören'e gelirlerdi. Evler bahçe içindeydi ve bahçelerde her çeşit meyve ağaçları, kümesler, havuzlar ve kuyular bulunurdu. Insanlar meyvelerini ve sebzelerini yetiştirir, suyunu kuyulardan temin eder, fırınlarda birkaç aile birleşip 10 günlük ekmeğini yapardı.
Keçiören 'in özellikle bağları, üzümü ve nefis armudu ünlüydü. Ankara'nın ticaretini elinde bulunduran gayri müslimler de Keçiören'de otururlardı. Ticaretle uğraştıkları için zengindiler ve evleri, bahçeleri temiz ve bakımlıydı. Çok güzel mahalleleri olan gayri müslümler daha sonraları Keçiören'den teker teker ayrılmışlar ve evleri de satılmıştı. Hacı kadın deresi temiz ve berraktı. Bu dere Dutluk, Duvardibi, Kuyubaşı, Ahmet Çavuş ve Mecidiye'nin arka tarafından akardı ve 1955 yıllarına kadar da temizdi. Halk, şimdi Dutluk durağına adını vermiş olan ve büyük dut ağaçlarının bulunduğu yere piknik yapmaya giderdi. Ankara'da bulunan yabancı elçilik mensupları da burada yürüyüş yaparlardı. Çubuk Çayı'nda halı ve kilim yıkanır, akıntının çok olmadığı yerlerde yüzülürdü. Milli Mücadele ve Cumhuriyetin ilk yıllarında pek çok ünlü isim Keçiören'de oturmuştur. Keçiören 'den atla Ulus'a giderler ve atlarını Taşhan'a bağlarlardı. Keçiören eskiden beri bir otel-kent görümündedir.
HALİL İBRAHİM SOFRASI -1
Açık ve kapalı yemek salonu, çay bahçesi, döner büfesi ile toplam kapasitesi 350 kişilik olan Halil İbrahim-1 halka hizmete yönelik bir tesisdir.
Nuri Pamir Cad.Gazino K.ÖREN
Tel: 355 21 66 - 68
HALİL İBRAHİM SOFRASI - 2
Toplam kapasitesi 750 kişiden 1500 kişiye çıkarılan ve bu yıl sonu hizmete geçirilecek olan tesisimiz düğün, sünnet, nişan ve toplantılara hizmet verecek şekilde planlanmıştır. Yemekhanesi, havalandırması, akustik ses düzeni ile Ankara genelinde sayılı sosyal tesislerden bir tanesidir. Ayrıca mimarisiyle de dikkat çekmektedir.
Tel: 317 14 20 - 347 41 71
KALABA VADİSİ
Keçiören'de gerçekleştirdiği bir çok proje ile Keçiören'in çehresini değiştiren Keçiören Belediyesi ilçe girişinde başlattığı Kalaba Vadisi Projesi'ne hız verdi.Belediye,Kalaba Vadisi içinde bölgeye yapacağı spor tesisleri, aqua parklar,havuz ve göletler,evcil hayvanlar parkı,teleferik ve sosyal tesislerle Keçiören'i turizm ve eğlence merkezi haline getiriyor.Başkent Ankara'ya yakışır,yurt dışından gelenlere örnek teşkil edecek bir proje olan Kalaba Vadisi Projesi Keçiören'e eşsiz güzellikler kazandıracak.
YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Ticaret ve Kültür merkezi olarak hizmet veren tesiste Dükkanlar, 1 adet Düğün Salonu, 1 Adet Sağlık Ocağı, 2 adet çok amaçlı salon bunlardan birinin 600, diğerinin 350 kişi kapasiteli dijital gösterilere uygun elektronik düzeni ve sahnesi mevcuttur, Aftad ve sağır ve dilsiz engellilere hizmet veren 2 adet yeri, bölge halkının elişi, nakış ve örgülerini sergileyeceği 965 metrekarelik bir fuaye mevcuttur.
Basınevleri Cad.No:182
Tel: 352 54 44
ESTERGON TÜRK KÜLTÜR MERKEZİ
Adını, Türk tarihinde önemli bir yer tutan ESTERGON Kalesi'nden alan ve Etnoğrafya Müzesi, Aktar Dükkanları,Asya Bahçeleri ve nakış nakış işlenmiş Türk motifleriyle Keçiören Estergon Türk Kültür Merkezi Cumhuriyet tarihine damgasını vurdu. Alanya Kalesi'ndeki Kızıl Kulesi'nin sekizgen gövdesi örnek alınarak yapılan merkez Selçuklu ve Osmanlı Mimarisi'nin özelliklerinin yanı sıra dünya sanatının evrenselleşmiş çizgilerini de taşıyor.4 bin metrekarelik kapalı alana sahip Estergon Türk Kültür Merkezi 3 kat ve kümbetten oluşuyor.Giriş Taç Kapısı Selçuklu'ların 1251 yılında Konya'da yaptırdıkları Karatay Medresesi'nin çok ufak değişiklik yapılmış versiyonu olan Merkez'in ahşap giriş kapısı ise Özbekistan'ın Hiva şehrinde bulunan İsfendiyar han'ın yazlık sarayının bir örneğini teşkil ediyor.14 dükkanın bulunduğu giriş katındaki kapılar Anadolu ve Orta Asya'daki tarihi kapıların bir örneği olarak Kastamonulu ustalar tarafından yapıldı.Giriş katında ayrıca Topkapı Sarayı'nda bulunan mermer fıskiye aslınna uygun olarak yer alırken, Ankara ve Türk mutfağının örneklerinin sunulduğu, restoran katında ise 15 metre boyunda dev akvaryum bulunuyor. Türk tarihini ve Kültürel değerlerini yansıtan Etnoğrafya Müzesi'nin yanı sıra kümbet katında bulunan kafe ve tavandan tabana kadar inen misina şelale de Merkeze ayrı bir güzellik katıyor. Dış dünya ve basınında da adını duyuran Estergon Türk Kültür Merkezi İran'da posta pulu olarak basıldı.
Tel: 361 28 28 - 361 24 24 - 360 44 77