|
||||||||||||||||
Buyuk Ask Buraya Kadarmis
Kenan İmirzalıoğlu ile “O benim kolum bacağım” dediği 6 yıllık sevgilisi Zeynep Beşerler ayrılık kararı aldı.
Ayse Ozyilmazel frikigi
Şarkıcı ve köşe yazarı Ayşe Özyılmazel giydiği mini eteği ile verdiği frikikle dikkatleri üzerine çekti.
Ayşe Özyılmazel katıldığı davette giydiği mini eteği ve bu frikiğiyle yürek hoplattı. Özyılmazel yapımcı Tayfun Topal ile telefon alışverişi yaparken objektiflere yakalandı.

Trende kesfedilen oyuncu
Kamera arkası merakıyla iletişim fakültesine girdi. Ama mezun olduğunda başarılı bir oyuncuydu. Kanal D’nin sevilen programı “Haneler”de Yaman’ın “saf” aşkı Pınar’ı başarıyla canlandıran Boncuk Yılmaz, D-Smart dergisine verdiği röportajda yakında beyazperdede de kendini göstereceğini açıkladı.
Daha önce “Sessiz Gece”, “Sıla”, “Kızlar Yurdu” dizilerinde yan rollerde kendini göstermeye çalıştı. Asıl çıkışını “Haneler” programında canlandırdığı Pınar karakteriyle yaptı.
Ama onun hayatını değiştiren asıl şey, bir tren yolculuğuydu. Trende tanıştığı kısa film yönetmeni Ahmet Uluçay’ın ilk uzun metraj denemesi olan “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” ile başladı oyunculuk macerası… şimdi kariyerinde son sürat yol alıyor Boncuk Yılmaz…
? Genç kızlık döneminden başlarsak; nasıl geçti o yıllar? Hayalleriniz nelerdi?
- Gençlik ve üniversite yıllarımı mutlulukla anıyorum. Tabii o yaşlarda insanın kafası biraz karışık oluyor. Hayaller daha hızlı yön değiştirebiliyor. Benim de birçok hayalim vardı ama kararsızlık yaşıyordum. Tüm o gelgitler, tümüyle konsantre olabileceğiniz yere çarptığınız anda bitiyor. Oyunculuğun benim üzerimde bıraktığı etki bu oldu.
? ıletişim fakültesini tercih etme sebebiniz neydi?
- Görünenin arkasında olup bitene merak duyuyordum. Kamera arkasına yani…
AHMET ULUÇAY’A MıNNET DUYUYORUM
? Ahmet Uluçay, sizi bir tren yolculuğunda keşfetti. “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” filmi ile oyunculuğa başladınız. Teklifi kabul ederken, kendinizle ilgili tereddütleriniz oldu mu?
- Olmaz mı? Elbette oldu. şanslıyım ki başladığım yerde herhangi bir yönetmen değil, Ahmet Uluçay vardı. Onu tanıdıktan sonra tereddüt etmeyi bıraktım, hikâyesine bir yerinden dâhil olduğum için kendisine minnet duydum. Ömrümün sonuna kadar taşıyacağım bir minnet hem de…
? Trende tanış-manız sizce bir “şans” mı yoksa “kader” mi?
- şans mı, kader mi bilmiyorum ama insanoğlunun hayatında böyle anlar var. O anlarda verdiğimiz kararlar, hayatın kalanını şekillendirebiliyor. Tercihim aksi yönde olsaydı ve başka bir yoldan gitseydim, o yol da yine buraya varır mıydı, bilinmez.
KENDıMı ıZLERKEN HUZURSUZ OLUYORUM
? Bu film size ödül getirdi. Sanki tüm taşlar yerini bulmuş gibi oldu. Neler hissettiniz?
- “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak”, ilk olarak ıstanbul Film Festivali’nde izleyici karşısına çıktı. Ben de kendimi ilk defa perdede o gün izledim. Büyük bir heyecan duydum. Hatta endişe, merak! Zaten bu his bir daha da geçmedi. Hâlâ kendimi izlerken huzursuz oluyorum.
? Ardından “Sıla” ile dizi sektörüne adım attınız. Televizyonun getirdiği popülarite neleri değiştirdi?
- Sektöre hemen giriş yapmadım aslında. Okulum devam ediyordu ve öncelik okuldaydı. Mezun olduktan sonra “Sessiz Gece”, “Kızlar Yurdu” geldi, ardından “Sıla”da rol aldım. Televizyon oyunculuğunun sonuçlarından biri popülarite. Hayatımı etkiledi ama değişiklik olmadı.
? Eğer plan kurmayı sevi-yorsanız, bundan bir sonraki durağınız neresi olur?
- Tabii ki hayallerim ve hedeflerim var. Ama keskin köşeli planlarım yok.
? Sizi ne zaman beyazperdede göreceğiz?
- Ön hazırlık aşamasında olan bir proje var. Umarım çok yakında hayata geçiririz.
? Röportaj: Bahar DAğLI
PINAR KARAKTERı ÜZERıME YAPIşMAZ
? “Haneler”de canlandırdığınız Pınar karakterinin üzerinize yapışmasından endişe duyuyor musunuz?
- “Kızlar Yurdu”nda görme engelli bir öğrenciyi, ardından da “Sıla”da bir aşiret kızını canlandırdım. Başarılı bir iş ise oyuncu o karakterle hatırda kalabilir. Ancak karakterlerin oyuncuya yapıştığını düşünmüyorum.
? “Dizi iyi gitse de Pınar’ın da tükeneceği bir nokta vardır” diye düşün-düğünüz oluyor mu?
- Her şey çok hızlı değişiyor ve tabii ki her karakterin de tükendiği bir nokta vardır.
Sen havalandin Serenay
Adanalı” dizisinde Oktay Kaynarca’nın kızını canlandıran Serenay Sarıkaya, geçtiğimiz hafta düzenlenen Miss Turkey Güzellik Yarışması’nda ikinci seçildi. Güzelliği tescillenen 18 yaşındaki oyuncu, kraliçelik tacını taktıktan sonra dizi setinde rahat tavırlar sergilemeye başladı. Sarıkaya’nın çekim saatlerine de gecikmesi, dizinin başrolündeki Oktay Kaynarca’yı çileden çıkardı.
Giyinme odasında ağladı
Oktay Kaynarca, bir dönem aşk yaşadığı da iddia edilen Serenay Sarıkaya’yı setteki tavırları nedeniyle azarladı. Kaynarca’nın “Sen bu aralar çok havalandın. Konuşmalarına, hareketlerine dikkat et, yoksa ben sana dikkat ettiririm” diye bağırdığı genç oyuncu, bu çıkış karşısında neye uğradığını şaşırdı. Dizi ekibinin önünde fırça yiyen Sarıkaya, giyinme odasına geçerek uzun süre gözyaşı döktü.
Huzuru burada buldum
Hafta sonu Serap Ezgü ve sevgilisi Cem Hamuloğlu ile bir günü birlikte geçirdim. Uzun uzun konuştuk, yüzlerce fotoğraf çektik. ışine olan yaklaşımından sevgilisiyle ilk tanışmasına kadar bugüne dek paylaşmayı tercih etmediği birçok konuyla ilgili sohbet etme fırsatımız oldu ünlü sunucuyla. Dolayısıyla bu defa farklı bir Serap Ezgü’yle karşılaşacaksınız…
Bodrum’da, Gümüşlük ile Turgut Reis arasında yükselen Bozdağ’ın eteğinde üç katlı bir ev… Bu evde her sabah, sevgilinizle birlikte tarlaların, portakal, limon ağaçlarının uzandığı bir manzaraya gözünüzü açtığınızı hayal edin…
Günde üç öğün kendi yetiştirdiğiniz sebze-meyveyi yiyorsunuz. Oksijenden başınız dönüyor, erkenden yatıyor, gün doğarken uyanıyorsunuz…
şehir uğultusuna, otomobil gürültüsüne alışmış kulaklarınızın duyduğu sesleri sayayım mı size?
Horoz, kuş, rüzgar, ağaçların hışırtısı, köpek havlaması, bunların olmadığı zamanlar da mutlak bir sessizlik…
ışte, size Serap Ezgü’nün yeni hayatının resmini çizdim kısaca… Programı “Suç ve Ceza” bittiğinden beri o bir Bodrumlu. Sevgilisi Cem Hamuloğlu ile birlikte eylül ayına kadar hayatını burada sürdürecek. Belli, yeni programı başladığında da bir ayağı burada olacak…
Nasıl olmasın, canı elma çektiğinde dalından koparıp yediği, reçelini, turşusunu, hatta ekmeğini kendi yapma fırsatı bulduğu, sütünü köyden aldığı, sevgilisiyle mutlak huzuru bulduğu bir dünyayı bırakıp gelmek ister mi hiç?
Öte yandan da gönül verdiği bir iş var. Yine “Suç ve Ceza”ya benzer formatta bir programla seyircilerinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor eylül ayında…
Bugün okuyacaklarınız sohbetimizin bir bölümü. Sohbetimizin sayfiye hayatı ve işiyle ilgili olan kısımları…
Yarın ise “romans” konularına gireceğiz.
Peki, Serap Ezgü neden böyle bir hayat tercih etti? şu anda neler hissediyor?
ışte hepsinin cevabı…
? Şehirden mi, stresten mi kaçıyorsunuz, neden kaçıyorsunuz? Nereden çıktı bu Bodrum meselesi?
- 2006 yılıydı. O vakte kadar yıl boyunca çalışıp ara sıra tatillere kaçan bir şehir insanıydım. Ama insan tatilde de güzel görüneyim, makyaj yapayım sıkıntısı yaşar ya, baktık bir süre sonra ondan da kaçar olmuşuz. Aynaya bakmayı unuttuğumuz ve tamamen zihnimizi arındırmaya yönelik bir şeyler yapar olmuşuz. Eh bu noktaya geldiğin zaman “kendi evim olsa, orada arınsam” diyorsun. Akyarlar’da hem köy hayatı yaşayabileceğim hem de güzel tatil yapabileceğim, denize bakan bir yer bulmuştum. Birkaç sene sonra daha çok doğanın içinde olabileceğim bir yerin zamanının geldiğini düşünmeye başladım.
KARINCALAR BU EVİ GETıRDı
? Bu evi nasıl buldunuz?
- Ben “bu evi karın-
calar getirdi” diyorum. Akyarlar’daki evimde sabah bir kalktım, mutfağı karıncalar basmış. Bu arada o vakit haftanın üç günü akşamüstleri balık yemeye Gümüşlük’e gidiyoruz. O gün Cem’e “kahvaltıyı da Gümüşlük’te edelim” dedim. Bu ev, Gümüşlük’e giderken sürekli geçtiğimiz yolun üzerinde. Hiç dikkat etmemişim, o gün satılık tabelasını gördüm. Evin bahçesine girdiğimizde dedim ki, bir ev tasar lamış olsam, havuzuyla tarlasıyla, mimarisiyle işte aynen bu evi yapardım! O anda aşık oldum eve…
? “Artık emekli olacağım” dediği-
nizde yaşayacağınız yer burası mı?
- Evet, bir gün “ben artık çalışmayacağım” dediğimde, kendime biçtiğim tek hayat bu gibi görünüyor.
? 6 yıldır yaptığınız programların, acıların, sıkıntıların birikimini atmak için mi böyle bir hayat seçtiniz?
- Benimki stres dozu artan bir işe döndü. Aslında 30 yılın birikimi diyelim. Canlı yayın sunmak çok stresli. Bir noktada artık daha huzurlu olayım diyorsun.
ışıMı MıSYON OLARAK GÖRÜYORUM
? Peki neden bu işi yapıyorsunuz?
- Başlangıçta “bu işi yaparım, yarın habercilik de yaparım” diye çok yönlü düşünüyordum. Ancak yıllar içinde bu format bana bir elbise gibi giydirildi. Ve gelen teklifler de hep bu yönde olmaya başladı. “şarkı Söylemek Lazım”da ne
kadar eğlendiğimi görenler şaşırdı, “meğer ne kadar eğlenceli bir kadınmış” dediler. Aslında eğlenceli bir kadınım… Bu, insanın ruhunu yoran bir iş ama bu işi yaparken, öyle geri dönüşler alıyorum ki… Derdine çare bulan insanlar ve onların yüzündeki üç saniyelik aydınlık… ışte bu aydınlığı görebilmek için yapıyorum. Ayrıca inançlı biriyim, bu kadar insanın sıkın-
tısını çözünce “Acaba bu hayatta bana biçilmiş bir misyon mu” diye düşünmeye de başladım.
? Bir başkası için, onun kadar üzülmek çok zordur…
- O empati duygusuyla alakalı bir şey, öncesinde öngöremiyorsunuz. Mesela
çocuğu kayıp bir anne geliyor. Önceden, “ben de onunla çıkıp ağlarım” demiyorsunuz. Çıktığınızda, bakıyorsunuz karşınızda parçalanan bir kadın var. Ön-
celikle bir anne olarak empati kuruyor-
sunuz ve etkileniyorsunuz. Ben makya-
jımın olduğu gibi aktığı zamanları bilirim. Ona engel olamıyorum.
? Kimi zaman çok öfkeleniyorsunuz, onun sınırı nedir sizce? Hiç kendinizi izleyip “Serap, burada abartmışsın” dediğiniz oldu mu?
- Tabii, olmaz mı? Ben her programı-
mı baştan sona izlerim. Bazen sınırları zorladığım, aşırı tepkiler verdiğim zamanlar olduğunu görüyorum. Utandığım da oluyor, nasıl bu kadar tepki vermişim diyorum.
ÖLÜM TEHDıDı ALDIM
? Kendinizi nerede “çok ileri gitmiş” hissedersiniz, nerede vicdanınız devreye girer, nerede “bugün çok doğru bir iş yaptık” dersiniz?
- Bunun sınırları çok belirli değil aslında. ışin sonunda birileri sizi çok severken birileri de ölesiye nefret ediyor. Bir dönem ölüm tehditleri de aldım, korumayla gezdim. Bence bu işin sınırları, yazılı kuralları olmadığı sürece yayıncının vicdanıyla sınırlı. Vicdanımın sesini dinleyerek çok konuğu kapıdan çevirdiğimi bilirim, çok reyting alacağımı bildiğim halde.
REYTıNG KAYGILI ışLER DE YAPTIM
? Hiç reyting kaygısıyla hareket etmediniz mi?
- Konu vicdanınızda başlıyor ama bazen ne yazık ki o reyting çarkına kendinizi kaptırabiliyorsunuz. Orada verdiğiniz bir karardan eve gittiğiniz ve yatağınıza yattığınızda hâlâ vicdanınızda bir sızı oluyorsa, yanlış karar verdiğinizi anlıyorsunuz. Bunlar elbette oldu. Ama yine de çok ağır, hesabını veremeyeceğim hiçbir durum olmadı vicdanımı sızlatan…
Yangın
Ahu Tuğba’nın annesinin Ulus Adnan Saygun Caddesi’nde iş yeri olarak kullandığı dairede gece saatlerinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı.
Yangın, olay yerine gelen itfaiye ekiplerince kısa sürede kontrol altına alınarak söndürüldü.
Bu arada olay yerine gelen Ahu Tuğba, itfaiye yetkililerinden bilgi aldı.
İbrahim Tatlises Magazin Haberi
Güneydoğu’nun Diyarbakır ağırlıklı yöresel yemeklerinin pişirildiği kaburgacıya gelen Tatlıses, önce yanındakilerle beraber kısa bir süre sofrada oturdu. Ocak başındaki kebap ustası Ercan ise Tatlıses’in bir metrelik kebap siparişini hazırlamaya başladı. Bu sırada sofraya ise ana yemek kebap ve kaburga dolması öncesinde ayran ve çorba servisi yapıldı.
Siparişler konusunda içi pek rahat olmayan Tatlıses bir ara yerinden kalkarak ocağın başına geçti. Tatlıses, burada usta gibi hem talimatlar verdi ve hem de pişirilen kebapların durumunu kontrol etti. Tatlıses ocak başında kendine getirilen kaburga dolmasının tadına bakmayı da ihmal etmedi. Kaburgayı beğenen Tatlıses “hemen sofraya götürün” talimatı verdi.
Ocak başında kebapların pişme kıvamını yerinde bulan Tatlıses, uzunluğu bir metreyi geçen kebabın özel hazırlanan tahtasına yerleştirilmesine de yardım etti. Ünlü türkücü, daha sonra bir garson gibi hazırlanan kebabı elleriyle sofraya servis yaptı.
Oturur oturmaz kaburga dolmasını da isteyen Tatlıses, parçaladığı dolmadan yanındakilere de ikram etti. Burada yaklaşık 2 saat kalan Tatlıses daha sonra kaburgacıdakilerin yoğun ilgisi altında oradan ayrıldı.
Beren Saat Cok Dertli Canimi Acittilar
Çok genç. Çok güzel. Kimseye eyvallahı yok. “Kimse bana istemediğim şeyi yaptıramaz” derken, omuzlarını silkerek “Bana ne, bana ne” diyen genç bir çocuk-kadın değil, kararlı bir kadın. Takıntısı, kendini korumak, kendi güvenlik koridorunun dışına çıkmamak. Belki güzelliği, belki rol kabiliyeti sayesinde hızla tırmandığı basamakların altında aşağıya
yuvarlanmasını bekleyenlerin de fazlasıyla farkında. Medyayı sevmiyor. “Medya canımı çok yaktı” diyor. Hayatını, hata yapmamak üzere kodlamış. Ama mesela üniversite mezunu olmamasını konuşurken, üzülüyor mu, kızıyor mu anlaşılamıyor. Verdiği kararlardan pişman değil. “Hatırla Sevgili yerine dördüncü sınıfta olmak ister miydim sorusuna cevabım ne yazık ki evet değil” diyor.
Bugüne kadar oynadığı her kadın rolünün, içindeki kadına bir şeyler öğrettiğini, onu törpülediğini anlatıyor. Aşkın şiddetli duygularla onu sarsmasını isterken, güce zaafı olduğu konusundaki eleştirilere, “Bihter’le Beren’i karıştırma durumu” cevabını yapıştırıyor. Yaşayacağı duygusal inişler ve çıkışlar onu korkutmuyor. “Ağlarsam son damlasına kadar ağlarım” diyecek kadar hüzünlere kapısını açık tutuyor. Diyorum ya, Beren Saat her şeye hazır, bekliyor. Kadınların birer Bihter’e dönüştüğü günlerde Beren Saat, “Beren” olarak bir deodorant markasının yeni yüzü olduğunun açıklandığı basın toplantısının ardından sorularımı yanıtlıyor…
4 Erkegi Ayni Anda Doverim
Manken Lara Surol sokak dövüş sporu olarak bilinen kick-box’a merak sarmıştı. İki yıldır yaptığı kick-box sayesinde form tuttuğunu ve stres attığını söyleyen Lara Surol şu sıralar silah kullanma dersleri de alıyor:
Atış poligonundan çıkmayan Lara, “22 yıl önce tüylerimi ürpertecek derecede korkunç bir taciz mesajı aldım. Hatta tehdit edildim.
Koruma tutmak yerine dövüş sporlarına merak sardım. Şu an 4 erkeği aynı anda dövebilirim” dedi.
GS.FB macinin adamlari secildiler
Can Bartu Tesisleri’nde yapılan antrenmanda, dünkü maçta ilk 11′de forma giyen oyuncular bir süre koşu yapıp, tesislere giderken, diğer oyuncular dar alanda yaptıkları çift kale maçın ardından hücum-defans organizasyonları çalışması yaptı.
Antrenman öncesi teknik heyet, Galatasaray maçının adamları olarak Selçuk, Volkan Demirel ve Alex’in seçildiğini açıkladı. Bu 3 oyuncuyu takım arkadaşları tebrik etti.
İdmana çıkmayan kaptan Alex’e, tesislerdeki havuzda dinlenmeye yönelik program uygulandığı bildirildi.
Öte yandan sakatlıkları süren Emre, Cristian ve Deniz, sahada koşu yapıp, daha sonra salonda ayrı program dahilinde çalıştı. Sakatlığı devam eden Ali ise tesislerde çalıştı.
-DAUM: ”GALİBİYETİN TADINI ÇIKARIN”-
Daum, antrenman öncesi futbolcularla yaptığı toplantıda, takımı kutladı.
Alman teknik adamın, toplantıda şunları söylediği bildirildi:
”Bu galibiyetin tadını çıkarın. Tüm takımı kutluyorum. Bu maçlarda galibiyet golünü atmak çok önemlidir. O yüzden Selçuk’u özel olarak tebrik ediyorum. Volkan da harika işler yaptı. Herkes çok iyi oynadı. Alex takımın beyniydi. Lugano, maçtan önce ‘Kişiliğimizi gösterelim’ demişti. Öyle de oldu. Yine gol yemedik. Bu sezonda takım olarak oynadığımız en iyi maçtı. Böyle devam edelim.”
-UĞUR BORAL SAHADA ÇALIŞMALARA BAŞLADI-
Sol diz ön çapraz bağlarından 10 Şubat’ta ameliyat olan Uğur Boral, bugün sahada çalışmalara başladı.
Ameliyatın ardından rehabilitasyon çalışmaları sona eren Uğur, bireysel oyuncu antrenörü Dolu Arslan eşliğinde önce sahada, ardından da salonda ayrı bir programla çalıştı.
-YARIN İZİN YAPACAKLAR-
Daum, Galatasaray galibiyetinin ardından bugün yenileme idmanı yapan oyuncularına yarın için izin verdi.
Sarı-lacivertli futbolcular, 31 Mart Çarşamba günü Can Bartu Tesisleri’nde, sabah kahvaltısında bir araya gelecek. Futbolcular, kahvaltıdan sonra sabah ve öğleden sonra yapacakları çift antrenmanla Kayserispor hazırlıklarına devam edecek.




