Gebelikte kan uyuşmazlığı;
anne kan grubunun Rh(-), baba kan grubunun ise Rh(+) olduğu
durumlarda meydana gelir.Rh uygunsuzluğu da denilen bu durumun
olması bebekte her zaman problem olacağı anlamına gelmez.
Problem oluşması için öncelikle bebek kan grubunun Rh(+) olması,
gebelik veya doğum sırasında bebek kanının anne kanına karışması
ve bu durumda yabancı bir kan grubu ile karşılaşan annenin
bağışıklık sisteminin devreye girip yabancı kana karşı antikor
üretmesi gerekir. Antikorlar antijeni ortadan kaldırmak için
vücut tarafından oluşturulan silahlardır. Daha önceden yanlış
kan nakli veya düşük gibi durumlarla vücut tarafından antikor
oluşmadığı takdirde genellikle ilk gebeliklerde bebekte problem
olmaz. Çünkü uyarılma olup antikor oluşuncaya kadar gebelik
sonlanır. Çoğunlukla da uyarılma doğumda bebekten anneye kan
geçişi ile olur. Doğumdan sonra bu uyarılma önlenemezse daha
sonraki gebeliklerde vücut bu yabancı kanı görünce hatırlar ve
hemen savunma silahını devreye sokarak bebek kan hücrelerini
tahrip etmeye başlar.
Kan grupları temel olarak A ve B adı verilen iki grubun varlığı
ya da yokluğuna göre belirlenir. Her birey A,B, AB ve 0
gruplarından birine sahiptir. Kan grupları,kırmızı kan
hücrelerinin üzerinde bulunan antijenlere göre belirlenip
adlandırılır. Antijenler, savunma sistemini harekete geçiren
proteinlerdir. A grubu sadece A antijenlerine, B grubu sadece B
antijenlerine,AB grubu ise her iki (A ve B ) antijene
sahiptir."0" grubunda ise ne A ne de B antijeni bulunmaktadır.
Ardından Rh faktörünün varlığı ve yokluğuna göre de alt
sınıflara ayrılır. Eğer kanınızda Rh antijeni yoksa Rh negatif
(-) , Rh antijeni varsa Rh pozitif (+) olarak
tanımlanırsınız.İnsanların % 85'inden fazlası Rh pozitifdir.
Doğum öncesi takipte annenin kan grubunun bilinmesi gereklidir.
Rh uygunsuzluğu varlığında eğer bebek de pozitif ise doğum
esnasında anne kanı ile bebeğin kanı temas eder ve anne kanına
Rh faktörü geçer. Anne buna anti Rh(antikor) üreterek cevap
verir. Bir sonraki bebek eğer Rh (+) olur ise annenin
oluşturduğu antikorlar ikinci gebelikte, bebek dolaşımına çocuk
eşinden (plasenta) geçerek kan hücrelerini öldürmeye başlar.
Geçen antikor miktarı ile doğru orantılı olarak , bebekte anne
karnında iken, kansızlık yani anemi gelişir. Buna bağlı olarak
ultrasonda bebekte hidrops adı verilen vücut boşluklarında sıvı
birikmesi durum tespit edilir. Bebekteki anemi sonucu kalp
yetmezliği ve hidrops tablosunun nedenidir. Hastalığın şiddetine
ve yok edilen kan hücrelerinin miktarına bağlı olarak bebekte
anne karnında ölüm de dahil olmak üzere bir çok sorun görülür.
Annenin bağışıklık sistemi bir kez antikor üretmeye başladıktan
sonra artık geri dönüşüm yoktur. Önemli olan vücut antikor
üretmeden devreye girebilmektir.
Amniyosentez - Kordosentez, düşük, dış gebelik, yanlış kan
nakli,gebelik sırasında görülen fazla miktarda kanamalar
sonucunda da anne ve bebek kanı doğumdan önce de temas edebilir.
Bazen Rh(-) bir kadına hata ile Rh(+) kan verilebilir. Bu
durumda ortada gebelik yokken bile kadının kanında anti-Rh
antikorlar bulunabilir ve ilk bebek uygunsuzluktan
etkilenebilir.
Bu yüzden Rh (-) olan her anne, gebeliğin hemen başında anti-Rh
antikorlar açısından araştırılmalıdır. İNDİREKT COOMBS TESTİ
denilen bu test ile gebe kanında dolaşan hücrelere fikse olmamış
antikorlar saptanır. DİREKT COOMBS testi ise bebeğin kanına
bakılarak tespit edilir. Bu nedenle gebeliğin başında, gebeliğin
ortalarında ve sonlarına doğru annede indirekt coombs testi
bakılarak, annenin Rh uygunsuzluğundan etkilenip etkilenmediği
araştırılır.
Tedavi
Kan uyuşmazlığında amaç annenin Rh pozitiflere karşı antikor
oluşturmasını engellemektir. Bu tür bir hastalıktan kurtulmanın
temel kuralı korunma olduğundan aşağıdaki kurallara uyulmalıdır:
Gebeliğin başında eşlerin kan grupları tespit edilmelidir.
Eğer Rh uyuşmazlığı varsa indirekt coombs testi uygun
aralıklarla tekrarlanmalıdır.
İlk gebelikte 28.haftada erken korunma iğnesi (Rh hiperimmün
globulin=anti-D) yapılabilir.
Doğumdan sonra bebek kan grubu Rh pozitif bulunursa; sonraki
bebekleri korumak için antikor üretimini engelleyecek anti-D
enjeksiyonu 72 saat içinde yaptırılmalıdır. Eğer anne duyarlı
hale gelmişse bebek risk altındadır.Gebelik ilerledikçe; kandaki
antikor düzeyleri kontrol edilir.Eğer yüksek düzeylere çıkarsa,
özel testlerle bebeğin sağlığı mutlaka bir perinatoloji
kliniğinde takip edilmeli ve uygun tedavi yapılmalıdır.
Düşüklerde gebelik 3 aydan büyükse anti-D uygulaması tam doz
yapılmalıdır. İlk 3 ay içinde 6-8 haftadan sonra ceninde kırmızı
kan hücreleri oluşmaya başladığından düşük doz anti-D (koruyucu
iğne) yapılması uygun olur.
Kürtajlarda anti-D müdahaleden önce uygulanmalı, operasyon
mümkünse vakum ile yapılmalıdır.
Benzer şekilde dış gebelikde de müdahaleden hemen sonra anti-D
yapılmalıdır.
Tanısal amaçlı girişimler olan amniyosentez, kordosentez, CVS
gibi işlemler sonrasında anti-D yapılması gebeliğin sağlıklı
devamı açısından son derece önemlidir.